Delikurtlar - Ülkücü Hareketin Net Adresi » Türk İslam Ülküsü » Serbest Kürsü » Bir dedenin torununa nasihatı

Serbest Kürsü Adı üstünde serbest kürsü... Buyurun Türk Devleti ve milleti adına fikirleriniz.. görüşleriniz... ve çözüm önerileri...


Yeni Konu aç  Cevapla
Alt 12 Temmuz 2010, 17:04   #1
Dzc81
 
Dzc81 Nickli Üyenin Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik:: 11 Ocak 2010
Yaş: 49
Mesajlar: 3
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Itibar Gücü: 0 Dzc81 is on a distinguished road
Standart Bir dedenin torununa nasihatı

BİR DEDENİN TORUNUNA NASİHATI

Üniversiteli olmak çok önemlidir.
-Neden, dedeciğim?
Çünkü, üniversite insanın geleceğini planlayan ve paket halinde hayata sunan bir fabrikadir.
-???
-Üniversitede dikkat edilmesi gereken en önemli şey ve nedir biliyor musun evlat?
-Nedir dedeciğim?
-Iyi arkadas edinebilmektir. Öğrenciyi eğitim-öğretim hayatı boyunca etkileyen en önemli faktörlerden biri de arkadas çevresidir.
-Nasil yani?
-Bak anlatayım, Öğrenci günlük hayatının büyük kısmını arkadaslariyla bir arada geçirir. Durum böyle olunca, arkadaslarıyla etkileşim içinde bulunmaması düşünülemez. İnsanın arkadasları iyi huylu, çalışkan, ahlaklı olsa o da bundan etkilenecek, bazı olumsuz, kötü davranışlarından vazgeçerek, tıpkı arkadaşları gibi güzel ahlaklı, terbiyeli bir öğrenci olacaktır. Elbette bunun tam tersi de her zaman söz konusudur.
Her öğrencinin mutlaka birlikte gezip dolaşacağı, konuşup derdini dökeceği, beraber ders çalışacağı samimi arkadaslara ihtiyaci vardır. Zor durumlarla karşılaştığında kendisine yardımcı olabilecek, en azından teselli verecek gerçek dostlara her zaman ihtiyaç duyulur. Bu bakımdan arkadaş insan için çok büyük değeri olan kişilerin başında gelir. Arkadaşsız bir kisi, kendini koca dünyada yalnız hisseder, zorluklarla karsılaştığı zaman ne yapacağını bilemez.

Güzel arkadaşlıklar kurup, bunların devam etmesini sağlarsan, bu iyi huylu arkadaşlarınla beraber her yönden gelişirsin; eksiklerini görür, davranışlarında hep iyiye, güzele doğru bir gelişme gösterirsin. İnsanın sadık arkadaşa ihtiyacı, diğer zaruri ihtiyaçlarından daha ehemmiyetsiz ve geri değildir. Dost ve ahbapları itibariyle huzur ve emniyet içinde bulunan bir fert, başka hususta da güvene ermis sayılır.
Arkadaş ama, her arkadas değil; iyi arkadaş seçeceğiz. Eskilerin eskimeyen şu sözleri ne güzeldir:
“Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.”
“Üzüm üzüme baka baka kararır.”
“Gül, güller arasında yetişir, yeşerir.”
“Iyi arkadaş, insani Cennet’e, kötü arkadaş da Cehennem’e götürür.”
“Iyi arkadas misk satan gibidir, hiç olmazsa kokusundan istifade edilir; kötü arkadas ise, körükçüye benzer ki hiçbir yanından rahatsız olmasanız bile kokusundan rahatsız olursunuz.”
Iyi arkadaş ne demek dede? Vasıfları nedir?

Nasihatçı ve ikazcı arkadas edinilmelidir. Evet böyle bir arkadas olmalıdir ki bizde bir gevşeklik ülfeti günaha biraz meyil görüldügü, az bir kayma müşahede ettigi zaman hemen ikazda bulunsun, yerinde sertçe kulağımızı çeksin ve başımızı salladığimız zamanda elimizden tutup, bizi sahil-i selamete çıkarsın…Biz de,sıkıldığımız, kendimizde bir sönme müşahede ettigimiz ve ayağımızın kaydığını hissettiğimiz zaman, hemen kalkıp, Hızır çesmesine koşar gibi, bu vefalı ve emin dost, bu güzel arkadaşın yanına koşalım ve ”Sen bir bahçıvansın, hele beni bir gül bahçelerinde dolaştır; bir şeyler anlat bana! Beni şu hayatın girdaplarından, şu günah labirentlerinden çek al, al da , aydınlık iklimlere ulaştır.”demeliyiz. Ailemizle alakalı bir problem çıktığında, ya da her hangi bir problemimizde, nasıl hemen heyecan içinde erbabına koşarız; midemiz veya böbreğimiz sancılandığında nasıl hemen soluğu doktorda alırız. Ebedi hayatımızı tehdit eden günah mikroplarına ve şeytanin vesvese ve aldatmalarına karşı da, kuvve-i maneviyemizi takviye edici ilaç ve şifa arkadaşımıza aynen öyle koşmaliyiz.
İstersen sana bu gün iyi arkadaşla ilgili bir örnek vereyim ne dersin?
-Çok sevinirim!
-Ebu Muaviyetü’l-Esved söyle derdi:
-Bütün dostlarım benden iyidir.
Kendisine:
-“Bu nasıl oluyor?” Diye sorulduğunda, şu cevabı vermişti:
-Çünkü, onların hepsi de, beni kendi nefislerinden üstün görüyorlar. Beni kendinden üstün gören ise, mutlaka benden iyidir.
-Harika bir örnek.
-Sözümü kesme de birkaç örnek daha vereyim. Bak bu anlatacağım hikayeyi de çok beğeneceksin.
“Bir hükümdar bir gün, komşu ülkenin kralının zekiliğini ve bilgeliğini ölçmek için onlara bir hediye gönderdi. Bu hediye, görünüş ve agırlıkta hiç birinden farksız, altından yapılmış üç insan heykeliydi. Hükümdarın istediği bu heykellerden hangisinin değerli olduğunun bulunmasıydı.
Kral hediyeleri aldıktan sonra meclisini topladı. Önce kendisi heykelleri tek tek inceleyerek farkı bulmaya çalıstı. Ama bulamadı. Sonra da vezirler ve diğer saray mensupları aynı şeyi yaptı. Ama hiç birisi heykeller arasında bir fark göremedi. Sıra ülkenin en akıllı insanlarının çağrılması ve bu farkı bulmalarının istenmesine geldi. Ama bu da ise yaramadı. Neredeyse ülkedeki herkes heykelleri inceledi, ama hiçbir fark bulamadı. Kral utancından kahrolacaktı.

Sonunda, haksızlıklara karşı çıktığı için bir valinin hapse attırdığı bir genç saraya haber gönderdi ve bu bilmeceyi çözebileceğini söyledi. Kral gencin hapisten çıkarılıp hemen saraya getirilmesini emretti.
Saraya, heykellerin önüne getirilen genç onları dikkatle inceledi. Üç heykelinde sağ kulaklarında küçücük birer delik oldugunu fark etti. Sonra bu küçük deliklere ince bir gümüş tel soktu. Birinci heykelde gümüs tel, heykelin ağzından, ikincide kulağından çıkıyordu. Üçüncüde ise, tel heykelin içinde kalıyor, dışarı çıkmıyordu. Genç bu durum karşısında biraz düşündükten sonra, krala dönüp şöyle dedi:
“Kralım, bu bilmecenin cevabı açık bir kitap gibi karşımızda duruyor. Yeter ki, onu okumaya çalışalım. Gördüğünüz gibi bu heykeller insanları temsil ediyor. Her insan birbirinden farklı olduğu gibi, bu üç heykelde farklı.
“Birinci heykel, dostlarından duyduğunu hemen dışari fırlayıp başkalarına anlatan insanları temsil ediyor. İkinci heykel, söylenenler bir kulağından girip diğerinden çıkan insanları anlatıyor. Üçüncü heykel ise duyduklarını kendisine saklayan ve ona göre davranan kimseleri temsil ediyor.”
Kralım, bu özellikleri göz önüne alarak heykellerin değerine karar verebilirsiniz. Aynı zamanda dostlarının en iyisini seçebilirsiniz. Kendinize sırdaş olarak kimi seçerdiniz? Hiçbir şeyi kendisine saklamayanı mı, sözlerinize sabun köpügü kadar değer vermeyeni mi, yoksa sözlerinizi güvenilir biçimde saklayanı mı? “
-Begendin mi?
-Çoook! Birkaç örnek daha versene dede!
-Pekala, anlaşıldı, senden kurtulus yok... Dinle bakalım o zaman küçük bey. Peş peşe birkaç örnek daha vereyim sana.
Ebu’l Hasan Harakani’ye sormuslar;
-“Nimetin en iyisi nedir?”
-“Çalışarak kazanılanıdır.”buyurdu.
-“Arkadaşlarin en iyisi kimdir?”denildi.
-“Allah Teala’yı hatırlatandır.”cevabını verdi.

KİMİNLE DOST OLALIM?
Ebu Bekir-i Dükki’ye:
-“Kiminle dost olalIm?”diye sorulmustu. CevabInda:
-“Senin her halini bilen, kendisinden emin olduĞun, kendisinden bir Şey saklamak lüzumunu duymadığın, aranizda hiçbir şeyin saklı bulunmadığı kimse ile dost ol…” buyurdu.
Gerçek dostlar kardeş gibidirler. Bunlar kardeşinin arzusunu kendi isteklerine tercih ederler. Sadece kendisini düşünen, kardeş ve dost olan kimselerden değildir. Sana yüreğini açmayana sende açma.
Kalbinde Allah korkusu olmayan yakınlara ilgi gösterme. Dosta gönül verenle dost ol. Dost istersen Allah yeter. Allah’ı tanımayan bin akraba, ona aşina bir yakına feda olsun.
Gerçek dost, zor zamanda belli olur. İkbalin parladığı zamanlarda değil ! Önemli işlerle boğuşan kimseler, dostlarıyla görüşmeye vakit bulamayabilirler. Düştükleri ve zor durumda kaldıklarında teselli bulmak ve dertleşmek için ararlar dostlarını.

DOSTUN ÇESITLERI
Sair Baki’ye sormuslar,
-“Kaç çesit dost vardır?” Cevap vermiş:
-“Üç çesit dost vardir: Bir dost vardir ki gida gibidir.Sen onu her gün ararsın.
Bir dost vardir ki; ilaç gibidir .Gerektiğinde ararsın.
Bir dost vardir ki; hastalık gibidir. O seni arar.” diye tarif etmis.
KIL VE GÜL
Bir gün adamın biri hamamda yıkanıyordu. Başına sürdüğü kilin son derece güzel koktuğunu görünce ona; Sen adi bir çamur parçasısın nasıl oluyor da bu kadar güzel kokuyorsun?” diye sordu.
Kil dile gelip adama dedi ki;
“Evet ben aslında kokusu olmayan adi bir çamur parçasıyım. Ancak bir sandıkta uzun süre gül kuruları ile beraber kaldım. Bu beraberlikten işte bu güzel kokuyu kazandım.” Netice, iyi arkadaşı olan iyi ve güzel, kötü arkadaşı olan da çirkin ve kötü huy kazanır. (SADİ’ den )
Basit bir kil güzel kokuyordu çünkü bir süre gülle arkadaslık yapmış ve gülün kokusu sinmişti üzerine.

DÜŞMAN NASIL YOK EDİLİR?
Amerika’nın 5. Cumhurbaşkanı Abraham Lincoln, düşmanları hakkında çok yumuşak dil kullanırdı. Bazıları bunu hoş görmeyerek;
-Düsmanlarınızı yok etmek dururken, onları böyle okşamanızı anlayamıyoruz, dediler. Lincoln, onlara su veciz cevabı verdi;
-Sayın efendiler! Düşmanlarımı kendime dost etmekle, onları zaten yok etmiş olmuyor muyum?

DOSTUNU KINAMA

Yahya bin Muaz derki
“-Kişinin bir kimseyi kınamaması, akıllı oluşundandır.”
Ben bir gün dostumu bir günahı sebebi ile kınamıştım da, bu yüzden aynı günaha, 20 sene sonra ben de düştüm.

DOSTA NASIHAT
Muhammed Cevad’ dan :
“-Kim arkadaşına, kimsenin olmadığı yerde, yalnız başına nasihat ederse, onu süslemis olur.
Kim de arkadaşına, aleni, halk arasında nasihat ederse, onu lekelemis olur.

GERÇEK DOSTLAR AZALDI MI?
Bir kimse Cüneyd-i Bağdadi Hazretlerine,
-Bu zamanda hakiki kardeşlikler azaldı. Nerde o, Allah için olan kardeşlikler, eski dostluklar ? demişti.
Cüneyd-i Bağdadi, bu sözün sahibine su karşılığı verdi:
-Eger senin sıkıntılarına katlanacak, ihtiyaçlarını giderecek birini arıyorsan, bu zamanda, öyle bir kardeşi ve dostu bulamazsın.
Ama kendisine Allah için yardım edeceğin, sıkıntılarına Allah rızası için katlanacağın kardeş ve dost arıyorsan, böyleleri çoktur.

AHMAK DOSTTAN VEFA GELMEZ
Büyük bir yılan dağda bir ayının bedenine sarılmış mahvetmeye çalişıyormuş. Ayının acı acı bağırmasını duyan o civarda odun kesen bir oduncu, sesin geldiği yere koşmuş, manzarayı görünce elindeki tırpanla yılanın başını kesmiş, ayıyı kurtarmış, felaketten kurtulan ayı hayli zaman sonra aklı başına gelince oduncu evine götürmüs ve beslemiş.
Oduncu bir gün hasta olmus, dostu kendisini ziyarete gelmis ayıyı hastanın başında sinek salladığınıi görünce: “Bu ayının ne işi var?” demiş. Hasta oduncu ayının başından geçen felaketi anlatmış. Kendisinin ayıyı kurtardığını, o günden beri ayının ayrılmadığını ve yoldaşlık ettiğini söylemiş. “A birader! Sen bu akıldan vazgeç ahmak dostundan vefa gelmez. Bu hayvan ahmaktır. Sana zarar getirir.” demiş. Oduncu “Benim kimsem yok. Bu hayvan bana yoldaşlık yapıyor. Hem de sinekleri kovalıyor.” demiş.
Günler yel gibi akıp giderken... Oduncunun mutluluğu bir ölçüde yerine gelmiş iken...Hiç olmaz bir şey olmuş.
Oduncu uyudugu zaman ayı üzerine konan sinekleri kovalar imiş. Yine bir gün bu işi yaparken bakmış ki sinekler bir türlü kaçmıyor. Yerden kaptığı gibi bir kayayı, oduncunun sinek üsüsen alnına indirivermiş. Ayı ne yaptığını bilir mi?
Adamcağız böylece göçüp gitmiş öte dünyaya.

DOSTUN DOSTA GÜVENI
Bir zamanlar, bir şehzade ile vezirin oğlu ormanda avlanıyordu. Günün sonuna doğru, ikisi de hem acıkmış, hem de yorulmuştu. Sonunda bir ağacın gölgesine oturup dinlenmeye karar verdiler. Çok geçmeden şehzade uykuya daldı; vezirin oğlu ise uyanık kalıp bekçilik yapmayı tercih etti.

Biraz sonra bir yılan kıvrıla kıvrıla şehzadeye doğru yaklaşmaya basladı. Öfkeyle tıslıyor ve onu sokmaya hazırlanıyordu. Ama, vezirin oğlu daha önce davranıp kılıcını çekip yılana indirmek için havaya kaldırdı.
Tam bu sırada yılan dile geldi ve şöyle dedi:
“Ey insanoğlu! Bu şehzade benim aileme zarar vermisti. Onun boynundan kan eminceye kadar rahat edemem.”
Arkadaşının hayatını kurtarmak isteyen vezirin oğlu, akıllı bir gençti. Yılana sordu:
“Sana onun kanından içmen için biraz versem, bu öfkeni dindirir mi?”
Yılanın kendisinden çabuk davranıp şehzadeyi sokabileceğini ve onu öldürebileceğini bildigi için bu teklifi yapmıştı. Şu anda her şeyden önemli olan şey, şehzadenin hayatının kurtulmasıydı.
Yılan bu teklifi kabul etti. Hayvan, şehzadenin canının değil kanının peşindeydi. Vezirin oğlu, kuru dallardan kap yaptı. Sonrada, şehzadenin gölgesinde uyudugu ağaca tırmandi ve keskin bıçağı ile arkadaşının boynuna küçük bir kesik açti. Bıçağın keskin yüzünün tenine değmesiyle, şehzadenin uyanması bir oldu. Ama, bıçağı tutan kişinin arkadaşı olduğunu görünce, gözlerini tekrar yumdu.
Vezirin oğlu yeterince kanı kaba bosalttıktan sonra onu yılana verdi. Kanı içen yılan oradan uzaklastıktan sonra, ormanda şıfalı otlar toplaypp bunlarla arkadaşının boynuna pansuman yaptı.
Birkaç saat sonra, şehzade uyandı ve yola koyulmak için hazırlıklara başladı. Vezirin oğluna hiçbir sey söylemedi ve hiçbir şey olmamış gibi yolda mutlulukla yürümeye basladı.
Aradan iki tam gün geçmis, bu zaman zarfında ormanda avlanmaya devam etişlerdi. Ama, şehzade bu olayla ilgili tek kelime bile etmemişti.
Vezirin oğlu, bu suskunluk karşısında giderek sabırsızlanmaya basladı. Sonunda dayanamayıp:
“Arkadaşım, efendim! Ağaca tırmanıp senin boynunu kestiğimi, kanını akıttığımı, sonra tekrar yaranı sardığımı biliyorsun. Bunları yaparken gördün beni. Neden beni hala sorguya çekmiş değilsin? Neden hiçbir açıklama istemiyorsun?”
“Sen benim arkadaşımsın” diye cevap verdi şehzade, “Her ne yaptıysan, benim iyiliğim için yaptığına inanıyorum. Senden açıklama istemeyişimin sebebi işte bu.”
Sonra sözlerine şöyle devam etti:
“Bir başka kişi buna kalkışsaydı belki şüphelenirdim, bini öldürmek mi ya da soymak mı istiyor diye. Ama sen benim çok samimi arkadasımsın ve sana sonsuz güvenim var. Senin gibi bir arkadaşın bana zarar vermeyeceğine inanıyorum.
KÖTÜ DOSTLAR
Malik bin Dinar Hazretleri, yanına gelip bir köpek otursa, ona hiçbir sey yapmaz, yanından kovmazdı. Kendisine;
-Neden köpekleri kovalamıyorsun, onlarla beraber oturmaktan sıkılmıyorsun? Diye sorulduğunda şu cevabi vermişti;
-Bu köpek kötü arkadaştan daha iyidir.
İnsanın iyi dost ve arkadaşlardan mahrum olması kötülük olarak ona yeter.
Gerçektende insan üzerinde çevresinin ve dostlarının büyük etkisi vardır. Kötü bir çevresi olan, kötü insanlarla dostluk yapan kişi, hayra eremez doğru yolu bulamaz. Dostları ve çevresi iyi olan kişi de, kolay kolay kötü yola düşmez. Hep hayır ve iyilik üzere olur. Bu sebeple dostlarımızı ve çevremizi iyi seçmeliyiz.
ARKADAŞIN FEDAKÂRLIĞI...
Asker,en iyi arkadasının az ilerde kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üstünde tutamayacağı ateş yağmuru altndaydılar.
Asker, teğmene koştu ve:
-“Teğmenim, fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim? “
-“Delirdin mi? der gibi baktı teğmen. Gitmeye değer mi?
Arkadaşın delik deşik olmuş. Büyük olasılıkla ölmüştür bile.
Kendi hayatını tehlikeye atmaya değmez.”
Asker israr etti ve teğmen ona "peki" dedi."Git o zaman."
İnanılması güç bir mucize...Asker o ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı.
Onu sırtına aldı ve koşa koşa geri döndü...
Birlikte siperin içine yuvarlandılar...
Teğmen kanlar içindeki askeri muayene etti... Ve askere döndü:
-Sana hayatını tehlikeye atmana değmez demiştim, arkadaşın çoktan ölmüş...
–“Değdi teğmenim...” dedi asker
-“Nasıl değdi?... dedi teğmen. Bu adam ölmüş görmüyor musun?”
–“Gene de değdi komutanım...Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağ idi,
Onun son sözlerini duymak dünyaya bedeldi benim için...”
VE ARKADAŞININ SON SÖZLERİNİ HIÇKIRARAK TEKRARLADI.:
-“MEHMET!... GELECEĞINİ BİLİYORDUM!...”
demişti arkadaşı...Geleceğini biliyordum...

-Sanirim bu kadar hikaye ve örnek yeterli degil mi?
-Evet dede yeterli. Biliyor musun , ben de çok şanslıyım!!!
-Öyle mi! Neden?
-Çünkü benim en iyi arkadasım sensin!
-Seni yaramaz seni! Benim de en iyi arkadaşım sensin. Hadi şimdi yatalım artık. Çok geç oldu. Sabah okula gideceksin. Sabah uyanamaz da okula geç kalırsan, annen bizim arkadaslığımıza son verebilir...
Dzc81 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
HABER ATA
Alt 12 Temmuz 2010, 17:29   #2
kurtcebe
 
kurtcebe Nickli Üyenin Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik:: 11 Ocak 2010
Konum: Afyonkarahisar/stuttgart
Yaş: 53
Mesajlar: 7.044
Thanks: 22
Thanked 770 Times in 564 Posts
Itibar Gücü: 10 kurtcebe is on a distinguished road
Standart

DOST DEDIGIN

Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile Seni Sevmeli...
Sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile Sana Sarılmalı...
Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile Sana Dayanmalı...
Dost dediğin; fanatik olmalı;
Bütün dünya seni üzdüğünde Sana moral vermeli.
Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli
Ve ağladığında, seninle ağlamalı...
Ama hepsinden daha çok;
Dost matematiksel olmalı;
Sevinci çarpmalı...
Üzüntüyü bölmeli...
Geçmişi çıkarmalı...
Yarını toplamalı...
Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı...
Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı...
İşi bitince seni bir tarafa atmamalı...
Mevlana
__________________
SEHITLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ
KÜRSAD YÜREKLI ÜLKÜCÜLER SAG OLDUKCA

Click the image to open in full size.
kurtcebe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Bozkurtlar VİDEO SİTESİ
Cevapla

Paylaş

Etiketler
bir, dedenin, nasihati, torununa


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 04:53.
Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, vBulletin Solutions, Inc.
Düzenleme - Tasarım ÖzTürkTASARIM
Bu site Lisanslı VBulletin kullanır